Ezgi Sima ÇELİK : Paint'te Resim Yapma







Ben Kaç Yaşındayım?

Öğretmen ilköğretim öğrencilerine sorar. Kuzeyimizde Karadeniz, Güneyimizde Akdeniz ve Batımızda Ege Denizi  olduğuna göre ben kaç yaşındayım?

Arka sıralardan bir el kalkar. “Kırk dört öğretmenim.”

Gerçekten de 44 yaşında olan öğretmen şaşırır ve sorar. “Doğru ama nasıl bildin?”

Öğrenci açıklar, “Gayet kolay öğretmenim. Benim yarı manyak bir ağabeyim var tam 22 yaşında.Onun yaşını ikiyle çarpınca sizinki çıkıyor.



(Kızım Ezgi'ninin anlattıklarından)

Kadirşinas Bir Dostun Ardından

soğuk bir kasım sabahı aldık kara haberin
seni bizden alıp giderken, Isparta dağlarına düşen
içimize dökülen gözyaşları kaldı hatıran

her şey yoluna girdi derken, göçüp gitmek kimin aklındaydı
gönlündeki yüceliğinin, toprakla buluşacağını
bilebilir miydi bunca insan, sensiz kalmayı

bir avuç toprağın aldım sen giderken
istedim ki gitmeyesin, bırakmayasın bizi sensiz
sözün bittiği yerdeyiz, çaresizlik ölümden beter

olmaz olsun cismin alıp götüren, kara haberin
olmaz olsun o kaza, 57 ocağa ateş düşüren
emanetindir gönlünün yüceliği, her dem yanımızda olan

Sönmez ÇELİK
25 Kasım 2008

Portre

hislerimin portresini zahiri olarak çizer
kendi kendime anlatmaya çalışırım
her gün yeni birşeyler ekler çıkarırım
sevdiğimin güzelliğini gönlüme çizmeye çalışırım

dolaştım şehir kasaba köy bulamadım
ama ümidimi kırmadım
belki o yanımda yakınımda
belki de onu ben göremiyorum

Sönmez ÇELİK
12.03.1993

Neredesin

gelincik çiçekleri içide gezerken
kırlarda dertsiz kedersiz koşup oynarken
severken eğilipte papatya çiçeğini
benimle olan duygularım nerdesiniz
yoksa büyüdüm de mi değiştiniz
neden terkkettiniz beni
saf duygularım
neredesiniz

Sönmez ÇELİK
1993

Beklerken

bir düş mü
hayal mi gördüm
anıları yaşarken içten
sevinç miydi keder miydi getirdiği
yüzümdeki çizgilerin masumluğuna

ne oldu sanki ellerimdeki sıcaklığa
düşlerimin ümitlerimin yarınlarına
ve beklenen sevgimin bedeline

inanmak güç gelir artık
yaşananlara
yaşanamamışlara
yaşanamayanlara

Sönmez ÇELİK
20.11.1992

İkilem

huzur verir
ezanların semada yükselen sesi
gecenin karanlığını silercesine
ve çıt çıkmaz olur
azap dolu gecelerin karanlığında
söken şafakla
dolur boşalır gözlerim
sevgi nefret ikilemine

Sönmez ÇELİK
1994

Yazısız

uzakta sönen bir yıldız
rüzgârın aydınlığı
sonra ıslak bir nefes
bir-iki bir-iki hep bir-iki
iki çift lamba yürüyen dünya
ve tekerlekler

acı acı
işte dönüyorlar
geldikleri gibi
bir-iki bir-iki hep bir-iki
dönüyorlar işte yalnız yazısız

Sönmez ÇELİK
1993

Çocuk Kaldım

ne bir ses ne de bir haber
gelmiyor artık senden
öylece kala kaldım hasretinle ben
bir yabancı selamı ile hüzünlere daldım
kendi ellerimle ben beni kederlere saldım
sonunda bir oyuncak kara sevda aldım
yani hiç de büyüyemedim
biraz öyle çocuk kaldım

Sönmez ÇELİK
1993

Sen

sen/
her güzelden güzellikten
ipekten yapılmış bir çiçek
şu göçmenler yurdunda

sen/
akan suları buruşturan çakıl taşları
büyüleyici hayallerin gerçek dünyası
ölümler taç olur başında

sen/
seven gönlümde
yıllar yılı sürüp giden
bir tutsaklığın damıttığı
dilime dolanan eşsiz ezgiler

sen/
mutluluğun sembolü
hasreti ellerimde ufalanan
sevdikçe kat kat açılan karanfil
ağlarsın uzayıp giden gecelerde
büyüyüp küçülen ellerinde kaybolan düşüncelerde

sen/
çocukluğumun bana anımsattığı
zaman avuçlarımızdan kayıp gidiyor
ve korkunun ördüğü duvarlar arkasında
herşey bir anda tepetakla herşey yüzüstü

sen/
döndüren dünyanın başını sevgiden yana
bir şafakta buluşmak üzere at bir adım
yüreklerde acıyla yankılanan

Sönmez ÇELİK
1994